Araf Notlar #3: Canavarlar

Barkın Deniz
2 min readAug 18, 2022

--

Ahali kimleri canavar olarak anar bilir misiniz? Hududu aşanları, meydan okuyanları, yarın yokmuşçasına ölüme yol alanları…

Hahamsa Mandar’ın cengaverlik hikayesine hamaseler düzer. Köyün tüm soyları onun bir güneş bakıcısıyla nasıl boğuştuğunu anlatarak göğüs kabartır. Kendilerini ölümden nasıl kurtardığını senelerdir konuşurlar.

Muazaf Dayira’daki ırgatlar, Arazi’nin otoriteye nasıl meydan okuduğunu söyleşirler dilden dile. Geceleri duvarlara gizli gizli, maliğin gövdesinden ayrılan başını semaya kaldırışını resmederler. O asi, kendilerini aç bırakan maliklerin de birer fani olduğunu göstermiştir ahaliye. İlahlarını gökten yere indirmiştir.

Rabeyd cengaverlerinin Kabil’in bağrında açtıkları derin yaradan bahsederler durmaksızın, öyle değil mi? Harcanmış Topraklar boyunca boydan boya uzanan şimendifer yollarının, bizi anamızın rahmine bağlayan o kordonun bedeli, Rabeyd cengaverlerinin canlarıyla ödenmiştir.

Eminim aranızda Yokülke’ye hiiiç gitmemiş olanlar vardır. O Muazaf Dayira’nın kapısından girdiğinizde size mahlukmuşsunuz gibi bakacaklar. Sizden korkacaklar. Çünkü siz hududu aştınız, riske girdiniz, kutsalları çiğnediniz ve en mühimi; ölümü gördünüz. Mandar gibi, Azari gibi, Rabeyd cengaverleri gibi…

Peki ya farkınız ne? Onlar birer kahramanken, ahali size neden mahluk gibi bakıyor? Sizden neden tiksiniyorlar? Bir güneş bakıcısını alt etmediniz diye mi? Henüz bir maliğin başını canice gövdesinden ayırmadınız diye mi? Kaç kafa kestiniz şimdiye dek cengaverler! Sizden neden tiksiniyorlar, doğru kelleyi almadınız diye mi?

Hayır, onlara zulmeden güçtür. Onlar güçten korkar ve yine ona taparlar. Onlara boyun eğdiren kaygılarıdır. Ölüm onların korkuları ve kutsallarıdır. Zulmedene çektiğiniz kılıç, aynı zamanda onların kutsallarına da çekilmiştir. Bu ölüme göğüs germektir. Atanın nasihatine baş kaldırmaktır.

Ahali, hikayeleriyle canavarları alt edenleri kutsar. Fakat gerçek bir canavarla karşılaşmış kimselerden korkuyla kaçarlar.

Mandar yalnızdı, şimdi onun şanını dilden dile anlatan Hahamsa’nın ataları, vaktinde korkudan kendisine hanelerini açmadı. Güneş bakıcısını alt edemeseydi, iki kolcunun canına kıyıp birlikten kaçmış korkak bir haydut olarak anılacaktı. Azari maliğin kellesini alamadan katledilseydi şimdi kendini kutsayanlarca yurt haini ilan edilecekti. Tiksinti ve korkuyla anılan Burgaz dört bir yanda cinlerle oyun oynayıp, mahluklara meşk olmakta. Peki ya gücü kullanmayı öğrendiği vakit ne olacak? Bir kahraman…

Ahali korkaktır. Ölüme karşı dik duramaz. Onların yapamadıklarını yaptığınız vakit, tekerrürlerine alternatif sunduğunuz vakit, ölümü yakından tecrübe ettiğiniz vakit… Size garip bakarlar. Sanki soydaşları değilmişsiniz gibi. Birden tüm gühahlarının temsili oluverirsiniz. Haneler size kapılarını açmaz.

Kılıcınızı çektiğinizde, o hududu geçtiğinizde bir daha geri dönüş yoktur. Artık ademoğlu için bir canavarsınız. Sizi yargılayacaklar, yolunuza çıkacaklar, suçlanacak ve parmakla işaret edileceksiniz. İradeniz sizi günahkar yapacak. Cesaretiniz aptallık olarak anılacak.

Sizi mahluk olarak anan ve durdurmaya çalışan herkese rağmen, günün birinde kederin koynuna kılıcınızı savurup onu alt edecek ve bir kahraman olarak anılacaksınız. Ya da dizlerinizin üzerine düşüp sonsuza dek bir canavar olarak kalacaksınız. Hangisi sizin kaderinizdir Allah bilir.

Benim bildiğim bir şey varsa; o hududu çoktan geçtiniz…

Galip Bey | 1010 | On İki Meşale Hanı

--

--